Neden bir araya geldik?
Neden Cumartesi’deyiz? Özlediğimiz bir ‘Cumartesi’ gününün bize sunacağı yaratıcılığa ihtiyacımız vardı ki bir araya geldik. Çünkü ancak bir arada olanların, garip olmaktan çıkıp yaşadıkları bu çağı garipsemeye başlayacağını düşünüyoruz. Evet, özlüyoruz. Sıyrılmış, kurtarılmış, sivil ve kendi ritmimizi bulduğumuz bir Cumartesi’nin özlemi dünyada attığımız adımları bu fanzine getirdi.
İnsanların ne olduklarını ve hatta ne olarak göründüklerini, neden bir araya geldiklerinden daha fazla önemsedikleri bir çağda, ne olduğumuzdan önce neden bir araya geldiğimizi söylemek bize daha anlamlı geliyor. Belki böylelikle de ne olduğumuza dair bir işaret de bırakmış oluyoruz. Çünkü ‘parmak gökyüzünü gösterdiğinde yalnızca ahmaklar parmağa bakarmış.’
Parmak, pencelerimizden sokağa zıplamayı, organize olmayı ve yollarda yazgımızı aramayı işaret ediyor. Peki bizler, bu ülkenin ve Anadolu’nun ortasında yaşamaya aç yazgılarımız ve yaratılarımızla ne diyeceğiz? Sıkışmış, üniformalı, kravatını ve yazgısını gevşetememiş suretler olarak kendi ritmimizi bulmayı deneyeceğiz. Kendi aykırı seslerimizi kutlayacağız, zekamızı ve yaratıcılığımızı ilham perilerine değil kendi kirli gerçekliğimize adayacağız. Ta ki şen ve ferah bir Cumartesi’ne uyanana kadar.
“Yolu bilmeden, yola çıkanların” ezgisiyle bu yolculuğa başlıyoruz. Bütün kalabalık otobüslere, huzursuz aile kavgalarına, soluk avmlere ve örtüler örmek maharetiyle gerçeği örtenlere rağmen bu çağda ve yaşadığımız dünyada gerçeği ifşa etmek istiyoruz. Garipsiyoruz ve yadırgıyoruz. Yola çıkmak için sabırsızlanıyoruz.
Yorum bırakın